Merkez ve Taşra idaresi ile ilgi Düzenlemeler

674 sayılı KHK (md. 22) ile İl İdaresi Kanunu’nda değişiklik yapılarak valilere kamu düzeni ve güvenliği ile kişilerin can ve mal emniyetinin korunması, trafik kontrolünün sağlanması amacıyla meydan, karayolları, cadde, sokak ve park gibi kamuya açık alanlarda kurulması, sistemlerin yerlerinin tespiti, kurulumu ve altyapı faaliyetlerini koordine etme görevi verildi.

674 sayılı KHK (md 34-36) ile İçişleri Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’da yapılan değişiklikle il özel idarelerinin yerine kurulan Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlıkları tüzel kişiliğe kavuşturularak, özel bütçeli hale getirildi. Bakanlıklar ve diğer merkezi idare kuruluşları, illerde yapacakları her türlü yatırım, yapım, bakım, onarım ve yardım işlerini bu Başkanlık aracılığıyla yapabilecekleri hükmü konuldu. Bu değişiklikle merkezi idare birimlerinin taşrada yapacağı yatırımların daha etkin ve verimli bir şekilde yerine getirilmesi, kalkınma ajansları ve Avrupa Birliği projeleri başta olmak üzere yürütülen projelerdeki eş finansman ve temsil sorunlarının çözülmesi hedeflendiği ifade edildi.

676 sayılı KHK (md. 32-34) ile Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununda yapılan değişiklikle EGM, JGK ve SGK’nın bir mali yıl içinde tamamlanması mümkün olmayan asayiş ve güvenlik hizmetlerine yönelik alımları için gelecek yıllara yaygın yüklenmelere girişebilecekleri hükme bağlandı. Bu konuda karar yetkisi İçişleri Bakanlığına verildi.

676 sayılı KHK (md. 69) ile Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nda yapılan değişiklikle MSB’de üst yöneticilik görevi Milli Savunma Bakanı’ndan alınarak müsteşara verildi.

9 Temmuz 2018’de yayınlanan 702 sayılı Nükleer Düzenleme Kurumunun Teşkilat ve Görevleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Nükleer Düzenleme Kurumu kuruldu. Söz konusu KHK’nın 1. maddesinde, Nükleer Düzenleme Kurumu’nun (NDK) amacı şöyle belirtildi: “Barışçıl kullanım ilkesi esas alınarak, nükleer enerji ve iyonlaştırıcı radyasyona ilişkin faaliyetlerin yürütülmesi sırasında çalışanların, halkın, çevrenin ve gelecek nesillerin iyonlaştırıcı radyasyonun olası zararlı etkilerinden korunmasına yönelik uygulanması gereken temel ilke ve esaslar ile tarafların sorumluluklarını ve bu faaliyetler üzerinde düzenleyici kontrol yetkisini haiz Nükleer Düzenleme Kurumunun teşkilat, görev, yetki ve sorumlulukları ile personelinin özlük haklarına ilişkin esasları belirlemek.” Aynı maddenin 2. fıkrasında Kararname’nin kapsamı, “Nükleer enerji ve iyonlaştırıcı radyasyon ile ilgili tesis, cihaz, madde ve faaliyetler” olarak vurgulandı.

6 bölüm halinde 15 madde ve 3 de geçici maddeden oluşan 702 sayılı kararnamede NDK mali ve idari özerkliğe sahip, Cumhurbaşkanınca belirlenecek bakanlıkla ilişkili, “hiçbir makam, kişi ya da kurumun emir veremeyeceği bir kurum” (md. 7-1) olarak tanımlandı. Ancak gerek NDK’nın, “amacı doğrultusunda düzenleyeceği faaliyet, konu ve alanlar ile görev ve yetkilerinin” (md. 7-2) ve gerekse “NDK’dan yetki belgesi veya onay alınması gereken hususlar ile izin ve/veya lisans alınması gereken faaliyetlerin Cumhurbaşkanı tarafından belirleneceği” (md. 4-2) hükme bağlandı. Cumhurbaşkanının “kurum tarafından yetkilendirilen tüzel kişilerin verilen yetkinin koşulları çerçevesinde her türlü sorumluluk kendisi olmak üzere yerine getirmekle yükümlü olduğu görev ve sorumlulukları” düzenleyeceği de kayıt altına alındı (md. 4-9). Cumhurbaşkanının ayrıca sözleşmeli personele ödenecek net tutarı “yabancı uzmanlar ile yurt dışında nükleer enerji alanında fiilen en az beş yıl çalışmış yerli uzmanlar için birinci dereceli Nükleer Düzenleme Uzmanına ödenen aylık net tutarın yıllık ortalamasının on iki katını aşmamak üzere” tespit edeceği de (md. 7-14) vurgulandı.

702 sayılı KHK ile kurulan NDK’nın Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) ile yaşayabileceği amaç ve yetki karmaşasına çözüm olarak değerlendirilebilecek bir düzenleme adı geçen KHK’da şu ifade ile yer aldı (md. 8-2): “Mevzuatta nükleer enerji ve iyonlaştırıcı radyasyona ilişkin düzenlemeler ile ilgili olarak 9/7/1982 tarihli ve 2690 sayılı Kanuna yapılan atıflar bu Kanun Hükmünde Kararnameye, Türkiye Atom Enerjisi Kurumuna yapılan atıflar Kuruma yapılmış sayılır.” Bununla birlikte 702 sayılı KHK ile bazı departmanları kapatılan TAEK’e bazı sertifikasyon işlemleriyle birlikte özellikle nükleer atıkların bertaraf görevi verildi (md. 6-4/d).

702 sayılı KHK ile ayrıca, NDK’nın en az % 51 oranında sahipliğiyle, “her türlü teknik destek, analiz, danışmanlık, denetim, eğitim ve sertifikalandırma hizmeti için” Nükleer Teknik Destek Anonim Şirketi (NÜTED AŞ) kuruldu (md. 13-1). Söz konusu Şirketin Sayıştay Kanunu’na tabi olmayacağı gibi, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, 631 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Mali ve Sosyal Haklarında Düzenlemeler ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kararname ve Kamu İhale Kanunu ile 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu’na da tabii olmayacağı hüküm altına alındı (md. 13-5). 702 sayılı Kanunu’nun yürürlük maddelerindeyse adı geçen kararnamenin 24.6.2018’de yapılacak TBMM ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri sonucunda Cumhurbaşkanının and içmesiyle yürürlüğe gireceği ve Bakanlar Kurulunca yürütüleceği öngörüldü.

703 sayılı KHK’nın 119. maddesinde yapılan değişiklikle 2690 sayılı Türkiye Atom Enerjisi Kurumu Kanunu’nun adı “Türkiye Atom Enerjisi Kurumunun Muafiyetleri ve Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun” olarak değiştirildi. Söz konusu KHK’nın aynı maddesinde, Kanun’un 15 maddesindeki değişiklikle Kuruma uygulanacak vergi muafiyetleri sayıldı. Ayrıca aynı maddeyle Kanun’a, Kurumun projeleriyle ortaya çıkacak her türlü ürünün fikri hakkına sahip olmaktan, Kurum uzmanlarına ödenecek ücretlere ilişkin hususlara kadar çeşitli konularda düzenleme içeren 7 ek madde eklendi.

703 sayılı KHK’nın 119 maddesiyle 2690 sayılı Kanun’da yapılan en önemli değişiklikse, Kanun’un, 1. bölümdeki Amaç, Kapsam ve Kuruluş, 2. bölümdeki Görev, Yetki ve Sorumluluklar, 3. bölümdeki Organlar, Görev ve Yetkileri ile 4. bölümdeki Çeşitli Hükümler başlığı altındaki 9 maddeyi içeren 18 maddesi ile 4 geçici maddesinin ve 1. ek maddenin kaldırılmasıdır. Böylelikle TAEK’in tüzel kişiliğini düzenleyen Kanun’un büyük ölçüde yürürlükten kalktığı söylenebilir. Bununla birlikte, Kanun’un TAEK’in muafiyetlerine ilişkin bir kanuna dönüştüğü ve 702 sayılı KHK ile TAEK’e yeni görevler tanındığı hatırlanırsa ortaya hukuki açıdan karmaşık bir durum çıktığı söylenebilir.

703 sayılı KHK’nın muhtelif maddeleri ile bazı bakanlık ve kurumların teşkilat ve görevleri hakkındaki kanunlar yürürlükten kaldırılırken birçok bakanlık birleştirildi. Birleştirilen bakanlıkların yeni isimleri şu şekilde belirlendi:

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı birleştirildi. Yeni ismi Çalışma Sosyal Hizmetler ve Aile Bakanlığı oldu. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Kalkınma Bakanlığı birleştirildi. Yeni ismi Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı oldu. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile Ekonomi Bakanlığı birleştirildi. Yeni ismi Ticaret Bakanlığı oldu. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile Orman ve Su İşleri Bakanlığı birleştirildi. Yeni ismi, Tarım ve Orman Bakanlığı oldu. Dışişleri Bakanlığı ile Avrupa Birliği Bakanlığı birleştirildi. Yeni ismi Dışişleri Bakanlığı oldu. Maliye Bakanlığının yeni ismi Hazine ve Maliye Bakanlığı oldu. Ekonomi alanında 6 olan ilgili bakanlık sayısı 3’e inerken Başbakan Yardımcılığına bağlı Hazine Müsteşarlığı yeni yapılanmada Maliye Bakanlığı çatısı altında yer aldı. Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının yeni adı ise Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı oldu. Böylelikle yeni hükümet sisteminde 16 bakanlık tanımlanmış oldu.

703 sayılı KHK (md. 122-125) ile Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü, Devlet Personel Başkanlığı, Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı, Türkiye Adalet Akademisi, Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü kapatıldı.

703 sayılı KHK’nın 155. maddesi ise Toplu Konut Kanunu’nda yaptığı değişiklikle Toplu Konut İdaresini (TOKİ) Çevre ve Şehircilik Bakanlığına bağladı.

703 sayılı KHK’nın 82. maddesi ile Devlet Tiyatroları ile Devlet Opera ve Balesi kuruluş kanunlarında yapılan değişikliklerle, her iki kurumun da Kültür ve Turizm Bakanlığı ile ilişikleri kesilerek Cumhurbaşkanına bağlandı. Devlet Tiyatrosunun iç ve yönetim işlerinin Cumhurbaşkanınca çıkarılan bir yönetmelikle belirlenmesine karar verildi.